SORU – CEVAP

Diş hekimliği cerrahisi nedir?

Ağız boşluğu içerisinde yer alan yumuşak doku (yanak,damak,dil,dudak gibi) ve sert dokuları (dişler, kemikler) ilgilendiren her türlü rahatsızlığın teşhisini ve cerrahi tedavisini lokal anestezi, genel anestezi veya sedasyon anestezisi altında ameliyathane ortamında operasyonlar yaparak gerçekleştiren bir bölümdür.

Ağzımda hiç dişim yok. Ama takılıp çıkartılabilen protez de kullanmak istemiyorum. Alternatiflerim nedir?

Alternatif tedaviniz dental implanttır. Çene kemiğinizin ve genel sağlığınızın izin verdiği ölçüde, çene kemiğinize anestezi altında yerleştirilecek dental implantlar sayesinde tamamen sabit veya yarı sabit protez kullanabilirsiniz.

İmplant nedir?

Ağızdaki eksik dişleri tamamlamak için çekilen dişlerin yerine cerrahi bir işlemle yerleştirilen, diş köklerinin yerini alan vida sistemine ‘diş implantı’ veya ‘dental implant’ adı verilir.

Diş eksikliği yaşayan herkese implant tedavisi yapılabilir mi?

EVET, implant yapılırken en önemli kriter implantın kemikle kaynaşmasını engelleyecek sistemik bir rahatsızlığın bulunmaması ve implant yapılacak bölgede yeterli kemik desteğinin olmasıdır. Ancak sistemik yönden diyabet (şeker hastalığı) gibi iyileşmeyi engelleyecek bir hastalık, eğer ilaçlarla kontrol altında tutuluyorsa, implant uygulaması için engel oluşturmamaktadır.

İmplantı vücudum reddeder mi?

Günümüzde diş implantları dünyada kemik dostu olarak bilinen titanyumdan üretilmektedir. Titanyum, kemik ile hücresel düzeyde özel bir bağ oluşturarak biyolojik dokulara kolayca uyum sağlar. Vücudun normalde yabancı maddelere karşı geliştirdiği iltihabi veya alerjik reaksiyonlar titanyum için gerçekleşmez. Dolayısıyla vücudumuz titanyumdan üretilen implantı reddetmez.

İmplant operasyonu nasıl yapılır?

Diş implantlarının uygulanması için iki yöntem vardır. Birinci yöntemde diş çekilir çekilmez aynı seansta implant uygulanır. Bu yönteme immediyat uygulama denir. İkinci yöntemde ise diş çekildikten sonra yara yerinin iyileşmesi beklenir ve 1-2 ay sonra implant uygulaması gerçekleştirilir. Her iki yöntemin birbirine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Birinci yöntemde bekleme süresi kısa iken, ikinci yöntemin başarısının daha yüksek olduğunu vurgulamak gerekir. İmplantın kemikle kaynaşmasına osseointegrasyon denir. Başarılı bir osseointegrasyon için implant yapıldıktan sonra 3-6 ay beklemek gerekmektedir. Yeni üretilen implantlarda bekleme süresi 8 haftaya kadar azalmıştır.

İmplantın kemik ile kaynaşması için gerekli olan sürede, dişsiz kalmamanız için geçici bir diş protezi yapılabilir. Geçici yapılan dişler ya takılıp çıkartabilen bir protez şeklinde veya yandaki dişlere yapıştırılabilir şekilde yapılmaktadır. Bazen yerleştirilen implantın da üzerine basit geçici bir diş takılabilir. Fakat bu durum enfeksiyona açık bir ortam yaratabileceği gibi, hastanın da kesinlikle bu dişi ile ısırma fonksiyonunu yapmaması gerekir. Eğer tam dişsiz bir çeneye implant yapıldı ise, hastanın ağzındaki ameliyat yarası iyileşene kadar protezini takmaması, kemikle kaynaşma döneminde ise implantların üzerine baskı gelmemesi için olabildiği kadar az takması ve sert yiyecekleri çiğnememesi önerilir.

Sinüs lift (yükseltme) nedir? Hangi durumlarda uygulanır?

Üst çene kemiğinin arka sağ ve sol bölümlerinin içerisinde sinüs adı verilen hava dolu boşluklar bulunur. Bu boşluklar özellikle diş çekimlerinden sonra hava basıncı etkisi ile hacimsel olarak genişleyebilirler. Uzun süre tedavi edilmemiş ve dişsiz kalmış bölgelerde bu hacimsel genişleme ve kemik hacminde azalma daha fazla görülür. Bu da sinüs altında kalan dişsiz bölgelere implant yapılmasını engelleyebilir. Böyle bir durumda ağız içinden sinüse ulaşılır, sinüs taban çeperi yukarı doğru yükseltilerek hacmi küçültülür. Bu işleme sinüs yükseltme operasyonu adı verilir. Yükseltilen sinüs çeperi ile çene kemiği arasına ise kemik veya kemiğe dönüşebilen malzemeler doldurularak kemik hacminin artması sağlanır. Bu operasyon hastanın isteğine göre lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Operasyonu takiben 6-8 ay sonra radyolojik olarak ilgili bölgede arzu edilen miktarda kemik artışının olduğu tespit edildikten sonra implant operasyonu planlanır. Bazı vakalarda sinüs boşluğu altında kemik mevcut ancak yeterli miktarda değilse; yükseltme, kemik miktarının arttırılması ve implant uygulaması aynı seansta yapılabilmektedir.

Diş hekimi fobim var, diş sağlığımı nasıl koruyabilirim?

Diş hekimliği ve dişle ilgili bir fobi varsa, önce nasıl oluştuğunu anlamak gerekir. Bu durumda olan bir hastada diş hekimliği uygulamalarını yapmaya başlarken problem ortaya çıkar. Bu nedenle tedaviye klasik anlamda devam etmek yerine genel anestezi ve sedasyon işlemi uygulamak gerekir.

Genel anestezi (narkoz) ve sedasyon nedir ?

Genel anestezi, hastaya damar içi ilaçlar ve bayıltıcı gaz verilerek narkoz halinin sağlandığı anestezi tipidir. Sedasyon ise hastaya sadece damar içi ilaçlar verilerek yarı uyur halin sağlandığı anestezidir. Sedasyonun uyuşturucu etkisi yoktur, dolayısıyla cerrahi yapılacak bölgenin uyuşması için hastalara ayrıca lokal anestezi de yapılmaktadır. Operasyon öncesi hasta değerlendirilerek kullanılan ilaçların etki, etkileşim ve atılım özelliklerinden faydalanarak, hastada uygun klinik etkinin sağlanması ve diş tedavisi için uygun şartların oluşturulmasıdır. Ağrı ve anksiyete bir ekip çalışmasıyla engellenir. Anestezi ekibi bu birimin bir parçası olarak hizmet vermektedir.

Genel anestezi/sedasyon diş hekimliğinde hangi tip hastalarda tercih edilir?

Çoğunlukla korkan ve endişeli hastalarda, mental retarde (zihinsel engelli) kişilerde, eşlik eden hastalıklar nedeniyle yaşlı hastalarda (hipertansiyon, diyabet gibi) ve lokal anestezinin yeterli olmadığı vakalarda (çenede kist, gömülü diş, dental implant operasyonları, çene kırığı tedavisi gibi) tercih edilmektedir. Diş hekimi koltuğu birçok hastada korku ve gerginlik nedenidir. Buna bağlı olarak kalp atım hızının artması ya da azalması ile terleme, kusma, düşük tansiyon gibi fizyolojik belirtiler ortaya çıkar. Bu aşamaya gelen hastada tedavi ya kesintiye uğrar ya da güçlükle yapılsa bile bir daha hastanın koltuğa oturması sorun olur. Ayrıca çocukların diş hekimine gelirken duydukları stres, uygunsuz şartlarda yapılan dental müdahale sonucu yaşamları boyunca onları etkiler. Bu şekilde yapılan diş tedavileri onların ömür boyu doktor ve tedaviden kaçmalarına, ve günümüzde yaygın olan habis hastalıkların erken teşhis ve tedavi şansının azalmasına neden olabilir. Bu sorun zorla çocukları koltuğa oturtmak yerine güvenli koşullarda anestezi desteği alarak çözülebilir.

Genel anestezi/sedasyon hangi şartlarda ve nasil gerçekleştirilir?

Güvenli koşullarda anestezi, öncelikle deneyimli ve bilgili anestezi ekibi ve gelişmiş anestezi ekipmanı ile sağlanır. İşlem, anestezi doktorumuzun aldığı ön bilgi ve yaptığı muayene sonrası istenilen tetkikler, konsültasyonlar ile devam eder. Bu ortamda hasta anksiyeteden uzak, uygun sedasyon biçimiyle diş hekimi koltuğuna alınır.

Nasıl bir yer?

Anestezi ameliyathane ortamında en gelişmiş anestezi cihazları ve tedavi boyunca yaşamsal fonksiyonların devamlı izlenip kayıt altına alındığı bir ortamda gerçekleşir.

Nasıl bir ekip?

Bilgili, deneyimli, sorumluluk sahibi, insan sevgisi ve insanlara yardım duygusu gelişmiş kişilerden oluşan bir anestezi ekibinin ancak doğru bir anestezi verebileceği temel ilkedir. Anestezi “güvenli koşullar altında” sokakta yürümekten daha güvenlidir. Diş tedavisi olanaklarını araştırırken mutlaka bunları sorgulayınız.

Yirmi yaş dişi nedir?

Yirmi yaş dişleri diş dizisinin en arkasında yer alan, üçüncü büyük azı dişleridir. Genellikle yirmili yaşlarda süren bu dişler çoğu zaman çenedeki yer darlığı, sürme pozisyonundaki sapma veya ilgili bölgedeki kemik yoğunluğu gibi sebeplerle kısmen sürmekte veya çene kemiği içinde gömülü durumda kalmaktadır.

Her yirmi yaş dişi çekilmeli midir?

HAYIR, ağızda tamamen sürmüş durumda olan yirmi yaş dişleri rahatça temizlenebilir durumda ve üzerlerinde herhangi bir derin çürük yok ise çekilmelerine gerek yoktur. Ancak diş ipi veya diş fırçası ile rahatça temizlenemeyen, üzerlerinde tedavi edilemeyecek durumda çürüğü olanlar ve yanağa veya dile doğru sürüp kişinin istemsiz olarak yanağını, dilini ısırmasına yol açar durumda olan yirmi yaş dişlerinin çekilmeleri gerekmektedir.

Her gömülü yirmi yaş dişi çekilmeli midir?

HAYIR, ancak kısmen sürmüş olan yirmi yaş dişleri rahatça temizlenemedikleri için kolayca çürüyebilmekte, ağızda kötü kokuya sebep olmaktadırlar. Tamamen kemik içinde kalıp süremeyen yirmi yaş dişleri ise hemen yanlarında bulunan ikinci büyük azı dişinin köklerine yaslanarak o dişe zamanla zarar verebilmekte veya kimi zaman etraflarında kist oluşturabilmektedirler. Bu tip dişlerin enfekte olup ağrıya ve abseye yol açanlarının hemen çekilmeleri gerekirken, herhangi bir sıkıntıya sebep olmuyorsa doktorunuz tarafından kontrol altında tutulmalı ve gerek görülürse çekilmelidirler.

Her yirmi yaş dişi ön dişlerde çapraşıklığa sebep olur mu?

HAYIR, yirmi yaş dişleri olmayan kişilerde de çapraşıklık görülmektedir. Çünkü tüm dişlerimizin öne doğru hareket etme eğilimi vardır. Alt-üst çene gelişim sürecinde kesici dişler arasındaki temas bozukluklarında çapraşıklık söz konusu olur. Bunu düzeltmek için tedavi planlanmış ve tüm dişlerin geriye hareket ettirilmesi söz konusu ise yirmi yaş dişleri çekilmelidir.

Sürmemiş dişler her zaman çekilmeli midir?

Çene cerrahisinin ortak çalıştığı anabilim dallarından bir tanesi de Ortodonti (eğri dişlerin düzeltilmesi) ‘dir. Gömülü kalmış yani sürememiş dişlere cerrahi olarak müdahale yapılarak, bir telle bağlanıp olması gereken yere zaman içinde sürdürülmektedir.

Dişin kök ucunda kist oluşmuşsa bu diş her zaman çekilmeli midir?

HAYIR, dişlerin kök uçlarında oluşan kistler eğer başlangıç aşamasında iseler diş çekimine gerek kalmadan tedavileri yapılabilmektedir. Bu tip dişlere öncelikle kanal tedavisi uygulanmakta, daha sonrada lokal anestezi altında kök ucuna yapılan cerrahi müdahale ile problem ortadan kaldırılarak dişin uzun süre ağızda kalması sağlanmaktadır.

Diş çekimi sonrasında yapılması gereken işlemler nelerdir?

Çekim yapılan bölge üzerine yerleştirilen tampon kanamayı durdurmak içindir. Dolayısıyla yarım saat süre ile tamponun ısırılması ve sık sık tükürülmemesi gerekmektedir. Ayrıca 24 saat süre ile sıcak yiyecek ve içecekler, alkol ve sigara kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Çekim sonrasındaki gece yüksekçe bir yastıkta yatılmalı ve kesinlikle ağrı kesici olarak aspirin ve benzeri ilaçlar kullanılmamalı, doktorunuzun size önerdiği ilaçlar kullanılmalıdır. Eğer cerrahi bir çekim veya zor bir çekim yapıldı ise, çekim yapılan bölgeye dışarıdan aralıklı olarak buz uygulanmalıdır. Buz doğrudan cilde uygulanmamalıdır.

Diş çekiminden sonra oluşan ağrı önemli midir?

Diş çekimlerinden sonra o bölgede bir süre devam eden ağrı ve rahatsızlık hissi normal olarak kabul edilmektedir ve ikinci günden itibaren azalması beklenir. Alveolit (diş çekim bölgesi iltihabı) alt çenede kulağa ve şakak bölgesine, üst çenede alın ve göz çevresine yayılan ağrılara neden olur. Bitkinlik ve huzursuzluğa sebep olan, diş çekiminden 1 ile 3 gün sonra ortaya çıkan, kısmen veya tamamen bozulmuş pıhtı, kötü ağız kokusu ve ağrı kesiciler ile hafifletilemeyen şiddetli ağrıların olduğu bir durumdur. Hastalar kötü tattan şikayetçi olabilirler. Şiddetine bağlı olarak 7 ile 10 gün sürebilir. Alveolit oluşumunda etkili birçok neden vardır. Örneğin diş çekilecek bölgede aşırı lokal anestezik kullanımı, travmatik diş çekimi, o bölgede kan dolaşımının az olması (özellikle alt 20 yaş dişlerinin bulunduğu bölge kanlanmanın en az olduğu bölgeler olduğu için alveolit görülme sıklığı fazladır), sigara kullanımı ve yetersiz pıhtı oluşması (diş çekimi sonrasında tükürerek çekim boşluğunda oluşan pıhtının uzaklaştırılması) gibi bir çok etken alveolit oluşumuna neden olmaktadır. Alveolitin önlenmesi için öncelikle ağız bakımı düzeltilmelidir; iyi bir cerrahi planlama ve titiz çalışma gereklidir. Çekim sonrası pıhtı oluştuğundan emin olunmalıdır. Hastanın sigara içmemesi veya ilk birkaç gün ara vermesi istenerek, ilk 24 saatte kuvvetli gargara yapmaktan kaçınması önerilir. Ayrıca sistemik antibiyotikler (gerekli ise), antiseptik gargaralar, tuzlu su ile gargara yapılması gibi birçok yöntem de kullanılabilir.

Cevap Bırakın

E-posta Adresiniz Yayınlanmayacak.